15 Temmuz 2015 Çarşamba
bolu satılık daire ve mahşer bilgileri56
bolu satılık daire ve mahşer bilgileri56 sizler icin en güzel yazıları yazan bolu satılık daire diyorki laııan sırlar vardı. Muhtemelen Tom Cullen’ı hâlâ yakalayabilirlerdi; hem Cari Hough, hem Bili Jamieson Springs’teki askeri helikopterleri kullanabiliyordu. Gerekirse Nevada’dan doğuya giden bütün yolları keserlerdi. Ayrıca adam Karındeşen Jack veya Doktor Ahtapot değildi, kaçak bir kıt akıllıydı. Otf! Bu Nick Andros denen adamdan Julie Lavvry, ona geldiği sırada haberi olsaydı doğruca Kuzey Vegas’taki evine gidip Tom Cullen’ı yakalayabilirlerdi.Soğuk bir korku esintisiyle bütün vücudu ürperdi. Flagg hata yapmıştı. Ve Flagg, Lloyd Henreid’e güvenmiyordu. Bu çok kötüydü.
Yine de konudan ona bahsetmesi gerekiyordu. Bir başka insan avını başlatma sorumluluğunu üstüne almak istemiyordu. Özellikle yargıcı ararken olanlardan sonra buna cesaret edemezdi. Ayağa kalkmıştı ki içeri giren Whitney Horgan ile karşılaştı.
“Esas adam geldi Lloyd,” dedi Whitney. “Seni istiyor.”
“Pekâlâ,” dedi Lloyd sesinin soğukkanlılığına şaşarak; içindeki korku artık iyice artmıştı. Her şeyin ötesinde Flagg olmasaydı uzun süre önce Phoenix’teki hücresinde açlıktan ölmüş olacağını kendine hatırlatması gerekiyordu. Kendini kandırmanın bir anlamı yoktu; her şeyiyle, kayıtsız şartsız. Kara Adam’a aitti.
Ama benden bilgi saklarsa işimi yapamam, diye düşündü asansöre doğru yürürken. Çatı katının düğmesine bastı ve asansör hızla yükseldi.
Lloyd’un zihninde yine o huzursuz edici düşünce belirdi; Flagg bilmiyordu. Üçüncü casus bunca zamandır burunlarının dibindeydi ama Flagg bunu bilmiyordu.
“İçeri gel Lloyd.” Mavi kareli bir bornoz giymiş olan Flagg tembelce gülümsüyordu.
Lloyd içeri girdi. Klima açıktı, Kendini Greenland’de tavam olmayan bir odaya girmiş gibi hissetti. Ama yine de Kara Adam’ın yanından geçerken yaydığı ısıyı fark etti. Küçük ama çok kuvvetli bir sobanın bulunduğu bir odadaymış gibiydi. O sabah Flagg ile birlikte gelen beyaz saçlı kadın, köşedeki koltukta oturuyordu. Saçını özenlice topuz yapmıştı. Kısa, beyaz bir elbise giymişti. Yüzü donuk ve ifadesizdi. Lloyd, ona bakarken ürperdi. Lise çağladayken arkadaşlarıyla bir inşaat alanından dinamit çalmışlar, fı-
tili ateşleyip Harrison Gölü’ne atmışlardı ve dinamit gölde pat^^
zeye çıkan ölü balıkların patlak gözlerinde de aynı korkunç boşi^ı;
“Seni, Nadine Cross ile tanıştırayım,” dedi Flagg arkasındj,^
şak bir sesle ve Lloyd irkildi. “Karım.”
rıtışı gördü. Gözleri neşeyle parlıyordu.
“Sevgilim, bu Lloyd Henreid. Kendisi sağ kolum olur, hapsedildiği ve yan hücredeki arkadaşını yemek üzere olduğu tanıştık. Aslında Lloyd bir aperatif almıştı bile galiba. Değil ruj Lloyd kızararak sessiz kaldı. Gerçi kadın söylenenlerin duymamış gibiydi. Ya kafası oldukça iyiydi ya da bir zekâ sorunuva^ “Elini uzat hayatım,” dedi Kara Adam.
Nadine bir robot gibi elini uzattı. Boş bakışları Lloyd’unomf. gerisinde bir noktaya dikilmişti.
Tanrım hu çok garip, diye düşündü Lloyd. Klimanın dondur.^^ ğuna rağmen tenini ince bir ter tabakası kapladı.
“Memnun oldum,” dedi ve et gibi gevşek duran yumuşak, ılıkeSji Daha sonra içinden yükselen, elini pantolonuna silme isteğini bastırdı. Nadine’in eli gevşekçe havada asılı durmaya devam etti “Artık elini indirebilirsin aşkım,” dedi Flagg. Nadine elini indirdi ve eli orada seğirmeye, kıpırdanmaya başladı. Lloyd.kadme di kendini tatmin etmekte olduğunu dehşetle fark etti.
“Karımın pek keyfi yok,” dedi Flagg ve kıkır kıkır güldii.> iki canlı, öyle derler ya hani. Tebrik et beni Lloyd. Babaolacağıtl kıkırdadı. Çıkan ses, bir duvarın içinde yürüyen farelerin ayak# benziyordu.
“Tebrikler,” dedi Lloyd uyuşmuş dudaklar arasından. “Nadine’in yanında her şeyi rahatça konuşabiliriz öyle def hayatım? Bir mezar gibi sessizdir. İndian Springs’te işler nasılgidıy Lloyd konunun ani değişimi üzerine kendini çıplak ve savıııı hissederek gözlerini kırpıştırdı. “İyi gidiyor,” diyebildi sonunda, “İyi gidiyor demek?” Kara Adam, ona doğru eğildi ve LM ağzını açıp kafasını bir Tootsie Pop gibi kopanvereceğini sandı geriledi. “Buna ayrıntlı bir rapor demek biraz güç Lloyd.
“Başka şeylerden konuşmak istersem onları sorarım.” Flagg’in sesi giderek kontrolsüzce yükseliyor, çığlığa dönüşüyordu. Lloyd bu kadar ani bir ruhsal değişime hiç tanık olmamıştı. İçi korkuyla doldu. “Senden derhal Indian Springs’le ilgili bir rapor istiyorum Lloyd ve kendi iyiliğin için hemen konuşmaya başlasan iyi edersin!”
“Tamam,” diye mırıldandı Lloyd. “Peki.” Pantolonunun arka cebinden küçük defterini çıkardı ve sonraki yarım saat boyunca Indian Springs’ten,
Ulusal Muhafız jetlerinden ve AGM-45’lerden konuştular. Flagg sanki biraz rahatlamış gibiydi ama emin olmak zordu ve söz konusu Yürüyen Adam’sa hiçbir zaman tedbiri elden bırakmamak gerekirdi.
“Sence iki hafta sonra Boulder’a uçabilecek duruma gelirler mi?” diye sordu Flagg. “Mesela ekimin birinde?”
“Herhalde Cari yapabilir,” dedi Lloyd şüpheli bir ifadeyle. “Ama di-şer ikisinden emin değilim.”
“Hazır olmalarını istiyorum,” diye mtrıldandı Flagg. Ayağa kalkıp odada volta atmaya başladı. “Önümüzdeki baharda hepsinin deliklerde saklanıyor olmasını istiyorum. Onları gece, uykularında vuracağım. Kasabayı bir uçtan diğerine tarayacağım. Oranın Hamburg ve Dresden’in İkinci Dünya Savaşı’ndaki hali gibi olmasını istiyorum.” Parşömen gibi bembeyaz olmuş yüzünü Lloyd’a çevirdi. Kara gözleri içindeki çılgın ateşle parlıyordu. Sırıtışı keskin kılıçlar gibiydi. “Casus göndermek neymiş görecekler. Baharda hepsi mağaralarda yaşamak zorunda kalacak. Sonra gidip domuz avına çıkacağız. Casus göndermenin bedelini ödeyecekler.” Lloyd sonunda konuşmaya cesaret edebildi. “Üçüncü casus...” “Bulacağız Lloyd. Merak etme. O piçi bulacağız.” Gülümseyişinde karanlık bir çekicilik vardı. Ama Lloyd gülümseyişinden bir an önce yüzünde anlık bir öfke ve korku ifadesinin belirdiğini görmüştü. Ve korku, orada görmeyi umduğu son duyguydu.
“Galiba kim olduğunu biliyoruz,” dedi yavaşça.
Flagg yeşim taşından bir bibloyu elinde evirip çeviriyordu. su arıtma cihazı fiyatları Eli bir anda donakaldı. Hiç kıpırdamadan durdu ve yüzünü tuhaf bir konsantrasyon ifadesi kapladı. Cross adlı kadının bakışları ilk kez çevrildi. Önce
%ge yöneldi, ardından hızla başka tarafa döndü. Çatı katı dairesinin havası yoğunlaşır gibi oldu.
Yeşim biblo Flagg’in parmaklarının arasından yere düştü buz oldu. Bir süre sonra Lloyd’u tutup koltuktan kaldırdı, Flagg diğer tarafına öyle hızlı gitmişti ki Lloyd geldiğini görmemiştibüj yüzü onunkine adeta yapışık duruyor, o iğrenç sıcaklığı içine iş^ Flagg’in kapkara, sansar gözleri onunkilere dikilmişti.
‘‘Ve sen orada öylece oturup hana Indian Springs’ten bakeı^ Seni camdan aşağı atsam yeridir!” diye bağırdı Flagg.
Bir şey -belki Kara Adam’ı zayıf anında görmek yadabdkisj^ istediği bilgiyi almadan onu öldürmeyeceğini bilmek- Lloyd’unıj. açıp kendini savunma gücü bulmasına yardım etti.
“Sana söylemeye çalıştım!” diye bağırdı. “Lafımı ağzımatıkadî bana kırmızı listeyi de söylemedin, o her neyse! Bilseydim o ki? gerzeği dün gece yakalayabilirdim!”
Odanın diğer ucuna savruldu ve karşı duvara çarptı, Göziiniij® de yıldızlar uçuştu ve sersemlemiş halde yere düştü. Kendine şefe çalışarak başını iki yana salladı. Kulaklarında şiddetli bir uğultu
Flagg çıldırmış gibiydi. Yüzü hiddetle bembeyaz kesilmişi: odanın içinde dört dönüyordu. Nadine oturduğu koltukta iyicebiizte: Flagg yeşim taşından hayvan figürleriyle dolu bir rafın önüne gittii hayvanlara aklı karışmışçasına baktı, sonra hepsini yere savuAli el bombaları gibi parçalandılar. Büyük parçaları çıplak ayağıylalefe di. Siyah saçları alnına düşmüştü. Başının ani bir hareketiyle saçlaı»i ri attıktan sonra Lloyd’a döndü. Yüzünde iğrenç bir sempati veşefH desi vardı, ifadesi üç dolarlık banknot kadar gerçek, diye düşünil' Ayağa kalkmasına yardım etmek için Lloyd’un yanma geldi. Yî® birkaç keskin parçanın üstüne basmış olmasına rağmen yüziind^^ bir acı ifadesi yoktu. Kan da yoktu.bolu satılık daire sundu..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder