su arıtma cihazı fiyatları ve osmanlı harbleri
Varna’nın Karadeniz’deki konumu, hem Rus hem Osmanlıj nanmalarmm müdahale edebileceği anlamına geliyordu. Osmanlılar yeniden bir donanma inşa etme sürecindeydiler, gj gene de Eylül başlarında en azından bir kez Ruslarla çatışmgy^ girmeyi başardılar. O dönemde Rus donanmasına mensup o|g^ Amiral Grieg tarafından iki Osmanlı gemisi ele geçirildi ve üçüncüsü de batırıldı.Temmuz sonuna gelindiğinde, garnizon 7.000’i Arnavut15.000askerden oluşuyordu ve 162 topla tahkim edilmişti, Rus donanması Varna’ya Ağustos’un ilk haftası ulaştı. Sekiz donanma gemisi, beş firkateyn ve bir dizi diğer gambot ve nakliye gemisinin yanı sıra askerleri içeriyordu. Kara kuvvetleri Prens Menşikov’un kumandası altındaydı. Donanmayla ve I. Nikolay’m kumandasında Şumnu’dan askerlerin gelmesiyle, Varna’yı kuşatan Rus kuvvetlerinin sayısı, hâlâ teslim almaya yetersiz bir rakam olan yaklaşık
9.000askerden ibaretti. Çar, takviye bekleyerek Eylül başına kadar kaldığı Odessa’ya gitmek üzere oradan ayrıldı. Bunu bir ay süren mevzilenme, huruçlar ve küçük çatışmalar izledi. Ağustos sonunda, kuşatılan garnizon gece Rus tabyalarına şiddetle hücum ederek, belirli bir başarı elde etti. Gelgelelim, Eylül ortalarına gelindiğinde, Rus takviye kuvvetlerinin gelişiyle, kuşatma kuvveti 18.000-20.OOO’e çıkarak, Rusların kalenin kuzey kısmını kuşatmasını ve lağım kazmaya başlamalarını sağladı. Bir patlama ve kısmi bir gediğin açılmasını, ertesi gün Garnizon Kumandanı Yusuf Paşa’ya teslim olma teklifi yapılması izledi. Bununla birlikte gedik, teslim olmadan önce bir aya yakın daha dayanan garnizonun direnme kararlılığını pekiştirmiş gibi görünüyordu. Ordusunu sadrazamın gönderdiği takviyelerle 25.OOO’e çıkaran ÖmerVrione Varna’ya geldi. Kalenin güney yanını savunması, kuşatılanların üç aylık kuşatmaya dayanmasını sağlayan nedenlerden biriydi. Kuşlar Eylül’ün büyük bölümünü, yeni gelenlerle başa çıkmak ama-
İMPARATORLUK HARBE GERİ DÖNÜYOR 367
|,j yeniden mevzilenmekle geçirdi. Kurttepe muharebesinde, 0^ıer Vrione’nin belki 20.000 kişilik yardım ordusu, kararlı Rus ^^vvetlerince durduruldu, ama 30 Eylül’de sağlam durdular ve çekilmeye zorladılar. Bunun ardından Ömer Paşa kazandığı Üstünlüğü zayıf düşmüş Rus tarafı üzerinde üç gün boyunca kul-l^nmayıp kuşatma altındaki kalenin yardımına gitti. Bu da, Yusuf pj^a’nın lüzumsuz şekilde erken boyun eğmesine yol açtı ve 10 pj-im’de Ruslara teslim oldu. Bütün bunlar olurken, büyük olası-lılila elinde asker olmadığından sadrazam da hareketsiz kaldı. Ömer Vrione Varna’nın teslim olması haberi üzerine, alelacele ge-n çekildi ve 15 Ekim’de sadrazamla birlikte daha da geriye, Ay-(jos’a kadar gitti.’-^
Geriye kalan tek stratejik hedef, Silistre, istihkâm açısından pek iyi bir konumda değildi ve daha 1810’da çatışma ve yıkıma sahne olmuştu. Tuna kıyılarında yer alan kent, iki hasım kuvvetin donanmalarına açık durumdaydı. Ekim 1828’de muhtemelen 24.000 sakini ve 10.000-15.000 civarında askerden oluşan güçlü bir garnizonu vardı. Yazın büyük bölümü çatışmalar, küçük çaplı çarpışmalar ve beklemeyle geçmişti. Ağustos ortasında, Rus Tuna filosunun 36 gemisi geldi, ama çatışmalar arızi kaldı. Bunun bir nedeni de hastalık olabilir: Avrupa gazetelerinde Kasım başında yer alan haberler, Rus hatlarının gerisinde iki günde 500 kişinin öldüğünü bildiriyordu. Hüseyin Paşa, Varna’daki kuşatma devam etmekteyken Şumnu’da hareketsiz kaldı. Ekim ortasında, Şumnu’daki Rus askerleri, kaleyi teslim olmaya zorlama umuduyla Silistre’ye yürüdüler. Ne ki, Osmanlı garnizon gücü, hava, hastalık ve yorgunluk kuşatmanın tamamlanmasını engelledi ve 10 Kasım’da kaldırıldı. Yeni sadrazam İzzet Mehmed Paşa, Varna’yı geri almak için kısa bir girişim yaptı, ama Rusları zorlayabilecek kadar askerden yoksundu. Tüm başıbozuklar kış nedeniyle muharebe meydanından ayrılmıştı. Ruslar, kışı geçirmek üzere Varna civarındaki ve kuzeyindeki alana çekildiler.
Yukarı Tuna’da 1829 başına kadar süren seferler, Rus ordusuna esas itibariyle Tuna kıyısının sorumluluğunu bıraktı. Benzer şe-l^ilde, Kafkasya’daki ordu da yeni akınlar yaparak, daha sonra
tartışılacak bir konu olan Anapa’yı ele geçirdi. Rusların 1^ sonuç verdi, ama insani bedel korkunçtu. Çoğu çeşitli dan olmak üzere, Rus askerlerinin yarısı öldü. Tifüs, zanteri, iskorbüt ve ateşli hastalıklar, vebanın on katı 'liri öldürdü. Döneme ait Rus hastahane kayıtları. Mayıs Şubat 1829’a kadar 210.108 askerin şu ya da bu hastalıkta^” vi gördüğüne işaret eder; bu rakam, seferdeki asker sayısıa^^**’' katıdır! Mayıs 1829’a gelindiğinde, veba Varna’ya kadar yay,| tı ve Haziran’da günde 50-80 yeni vaka getiriliyordu. Mart-'f'** muz 1829’daki beş ay içinde, bir teki bile kurşun yarasından fakat hastalıktan 28.746 kişi ölmüştü. Dizanteri ve ishal va^' rıyla felce uğrayan Edirne’de veba özellikle ölümcül oldu, Koi, dehşet verici boyutlara ulaşmış olmalıydı.
1829 Seferi ve Osmanlı Bozgunu
II. Mahmud’un yeni düzenlemesi kendini inisiyatif almasıyla değil, daha çok sebatı ve geleneksel Osmanlı savunma stratejiieriy. le gösterdi. Bununla birlikte, özgüven ancak geçici olarak yenideo kazanılabilmişti; Macfarlane şöyle diyordu: “[1828] seferinin bay langıcında kuzu gibi olan Türkler, sonunda aslana dönüştüler,"ı? II. Mahmud’un Yunan meselesinde boyun eğmesini bekleyen Fransa ve Britanya’dan yardım gelmedi. Fransız kuvvetleri güz sonunda Mora’da Mehmed Ali’nin yerini almışlardı ve Osmanlıların yardımına gelmelerini beklemek hayal olurdu. Gördüğümüz gibi, Mehmed Ali askerden çok para gönderdi. Bu nedenle, iki taraf da 1829 baharında Tuna boyunda bir kez daha karşı karşıya gelmek zorunda kaldı. Hüseyin Paşa askerlerini Aydos’da yeniden toparladı. Yusuf Paşa’nın ihaneti karşısında, son ana dek Varna’yı savunmuş olan İzzet Mehmed Paşa, gördüğümüz gibi Mehmed Se-lim’in yerine sadarete atandı. Hüsrev’in kulu olan ve İbrahimPa-şa’yla birlikte Rum çatışmalarına katılan Mehmed Reşid, muharebe meydanındaki ordunun seraskerliğine getirildi. Büyük böliimiı itibariyle, sistemli askere almadan çok, askeri mükellefiyet nedeniyle seferber edilen, “hiç savaşmaya uygun olmayan, en yoksul ve
İMPARATORLUK HARBE GERİ DONÜYOR 369
jjötü sınıftan Osmanlılardan” yaklaşık 50.000 Asakir-i Mansu-jjŞumnu’ya gönderildi.’** Bosnalılar askere alınmaya direnişi sür-jijrdıik’’- Arnavutlar kendilerine yeterli ödeme yapılıncaya değin y,rdımı reddettiler. Asakir-i Mansure bütün bu dönem boyunca l-idcIi insan gücü eksikliğinden yakındı.
I.Nikolay barışı ve ağır bir tazminatı tercih edebilecek olmakla birlikte, Çanakkale Boğazı’ndaki Rus çıkarlarını korumak için savaşı bir yıl daha uzatmak zorunda kaldı. Gelgelelim asker ve nıalzemeyi yenilemek çok güçtü. Atların çoğu kaybedilmişti ve veba yeni gelenlerle deneyimli savaşçıları ayırt etmeden ölüm saçıyordu. Çar, seferin ikinci yılında askerlere katılmaktan uzak durdu ve Wittgenstein’ın yerine, yetenekli kumandasıyla sıradan Rus askerinin şansını mevcut koşullar altında olabilecek en üst düzeye yükselten Kont Diebitsch’i getirdi. Az sayıdaki atlara ek olarak bozkırlardan develer ithal edildi ve yük kervanlarında kullanıldı, ble ki, askerlerin morali düşük kalırken, dinsel ibadete bağlılıkları arttı. İlk çarpışmaya gelindiğinde, asker gücü 68.000’di.
Rus donanması 1829 başında Karadeniz’de Varna’nın aşağısında, küçük garnizonları dağıttıkları Burgaz’m güneyindeki Sizebo-li’de tedarik ve askerler için bir üs kurarak, inisiyatifi ele geçirdi.
II.Mahmud Hüseyin Paşa’ya Aydos’dan, üç günlük mesafedeki Si-zeboli’ye yürümesini emretti, ama anlaşılan oraya varmak Hüseyin Paşa’nın yedi haftasını aldı. Garnizona yönelik güçlü bir Os-manlı hücumu püskürtüldü ve yinelenmedi. Küçük Osmanlı filosu Sizeboli önlerinde kısa bir süre göründü, ama orada demirli Rus gemilerine saldırmadı. Sonuçta, Rus filoları Çanakkale Boğazı’nda olduğu gibi İstanbul Boğazı’nı da ablukaya alarak, İstanbul’daki kıtlığı daha da ciddi boyutlara taşıdı.
General Diebitsch kumandasındaki Ruslar, Tuna’nın sağ kıyısıyla bağlantıyı sağlamak üzere sallardan bir köprü inşa edene dek seferi başlatmayı geciktirerek. Mayıs ortasında Silistre’yi kuşattılar. Bükreş’ten alınan ve Oltenitza’da (Olteniça) toplanan malzemeler, karşıya geçmek için belirlenen mevkiye kadar nehirden aşağı yüzdürülerek getirildi ve bu arada Osmanlı Tuna filosunun kısa, etkisiz bir saldırısına uğradı. Rusların 14.000-15.000 asker ve
8.000 silahlı sakini vardı. Kuşatma Haziran boyunca sijr(j,j altı hafta sonra savunmacılar kaleyi teslim etti. Aralarında 3 kir-i Mansure alayının da bulunduğu 9.000 kadar asker tesj, ^ du. Belki 7.000’den fazlası da kuşatma sırasında ölmüştü, surlarda 230 parça, Tuna’daki gambotların güvertelerinde parça top buldularsa da, bu kuşatmada daha önemlisi, her ilg raftaki hatırı sayılır ölçüde siper tahkimatı ve lağım faaliyetleriyjj Bu arada. Mayıs başında, yeni sadrazam Mehmed Reşidsayıjj rı 15.000-20.000’i aşmayan savaşçıların başında Ruslara Şumnu’dan Pravadi’ye doğru yürüyüşe geçmişti. Hüseyin Paşa’m,, askerleriyle birlikte, Osmanhlarm muhtemelen 60.000 askeri va,. dı. Rusların onların karşısına çıkarabildiği kuvvette ise sadece 12.000-14.000 asker bulunuyordu. İki kol Varna civarındaki Rus mevzilerine doğru ilerledi. Sadrazamın kumandasındaki lO.OOö asker Pravadi önünde Rus istihkâmlarıyla karşılaştı ve hatırı sayı-hr zayiat verdirdiler, ama çarpışmayı kazanmayı başaramayş Şumnu’ya geri dönmek zorunda kaldılar. Yine de, askerlerin ve ko-mandanlarmm kararlılığı -gerek Mehmed Reşid gerek diğer kolon kumandanı Halil Paşa taarruzda yaralandı- reforme edilmiş askeri örgüt açısından iyiye işaretti. Mayıs sonuna gelindiğinde, Hüseyin Paşa ikinci bir ordunun başında, yeni bir kuvvet toplaması için gönderildiği Rusçuk’tan, sadrazamın ordusuyla birleşmek üzere yürüyüşe geçti, ama eşgüdüm kurmayı başaramadılar. 28 ıMa-yıs’ta, Mehmed Reşid ve 40.000 askeri Kozluca’daki Rus mevzilerine ulaştı. Yirmi piyade ve beş süvari alayı -hepsi de Asakir-ı Mansure’den- bu ordunun özünü oluşturuyordu. General Palılen kumandasındaki 15.000 kişilik bir Rus yardım kuvveti Haziran başında Silistre’deki kuşatmadan ayrıldı ve Pravadi’deki Rus kuvvetleriyle birleşmek üzere, beş günlük zorlu bir yürüyüşün ardından doksan beş kilometrelik mesafeyi aldılar. 10 Haziran’da,sadrazam iyice yayılmış ve sabrı tükenmiş Rus tarafını hâkimiyeti altına alabilirdi, fakat bunun yerine inisiyatifi 11 Haziran’da Gene rai Diebitsch alarak, sadrazamın Şumnu’ya dönmek üzere çıkma-
İMPARATORLUK HARBE GERİ DONÛYOR 371
reken Pravadi yolunu kesti. Bu, harbin sonunu belirleyen mu-^'febeoldu. Başlangıçta büyük bir hızla saldıran Osmanh asker-çok geçmeden dağıldılar ve muharebe tam bir bozguna dönüş-Hüseyin’in önceki yılki vurdumduymazlığı, Rusların kış boyunca toparlanmalarına izin vermişti; Mehmed Reşid’in acelecili--jnin bedeli ise ordusu olurken, Kulevça (Külefçe) Muharebesi II. j^,iahmud’un harbi kaybetmesine neden oldu.ı^

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder