22 Temmuz 2015 Çarşamba

replika saat ve varlık bilgileri34

 replika saat


replika saat ve varlık bilgileri34 evet sizlere en gzel bilgileri yazan replika saat diyorki  olması için, onun ayrıca kendim hu varlık olmaıııamn belli ve yeridolj^ bir iarzı gibi gerçekleştirmesi de gereku , ve huuıJcihimn profili olarak belirlenişi olan o mutlak belirleniş, kendi içinin özgürlüğüne aiuir;k yohtur-, “olmak zorunda” gibidir; şeyin hir niieliğinin açığa çıkmasının her zaman bir özgürlük içinde kavranan olgusal bir nedensizlik git düşünüldüğünde, herkes bunun larkma varabilir; şu ağaç kabuğunun maması benim elimde olan bir şey değildir, ama onu pûrtûklû-yeşilya^* pürtüklûlük olarak kavramam benim elimde olan şeydir. Ancak burada| fon münasebeti buradahinin dünya ile münasebetinden oldukça farklıdtı kü form farksızlaştırılmış bir fon üzerinde görünürken, fon bütünüyle ne girmiştir, form farksızlaşmış yoğunluğu olarak fonu kendi içindeıuı»| cin kabuğunu yeşil olarak kavrarsam, onun “parlaklığı-püriûklûlûğû’.^ farksızlaştırılmış iç fonu ve varlık doluluğu olarak açığa çıkar. Burada,ir manın birleşmiş olanı ayırması anlamında hiçbir soyutlama yoklur,çûrıt İlk kendi profilinde her zaman bütünüyle görünür. Ama varlığın soyutlamayı koşullandırır, çünkü soyul lama “havadaki” bir niteliğin iç fondaki farksızlaştırmanın mutlak dcnğcyc doğru yöneldiği bir “but teliğin” yakalanmasıdır. Soyul yeşil, varlık yoğunluğunu kaybetmez de kendi-iginin öznel bir kipinden Itaşkacü btr şey olmazdı-ama teni Şİİ içinde veren parlaklık, form, pürıüklülük, vb,, hiılrsclligm İmasav düz hiçleyici dengesi içinde emler. İkmttnla hırUkte, soyut vatlık ask.ı| hafaza etliğinden, soyutlama varlığa mevcut
okk'ği' anlam şeklinde ortaya çıkar, Büylcce soyut yeşil, bana “yeşil-ay-aracılığıyla kendim açlığı sürece, somut buradakinın ge-,r,.,,nlaıni(lır. Soyul yeşil, bu prolılin imkânıdır ve imkân, ben olan ım-ıl'iı ı0''^^^‘ olarak, yani, oldurulmuş olarak böyledir. Ama bu, bizi
l^nyiıııa kullanılabilirliğine ve zamansallığma gönderir: bu konuya döneceğiz. ',,,ıiulıl>k şunu söylemekle yetinelim: soyul, somutun daha olacak olduğu ken-]ı,nlcnın içinde sabitlenmiş bir imkân olarak somuta musallattır. Algımız ne Itırsa olsun, varlıkla kökensel bir temas gibi, soyul her zaman oradadır, ama ge-jf.A'iilaıuiır da ve ben onu gelecekte, benim geleceğimle kavrarım: soyul, mev-iiıiu'soınut benim olumsuzlamama özgü imkânın bu olumsuzlamadan başka jtıı j,ıv olmcımn imkânı olarak bağlılaşığıdır. Soyut, daha olacak olduğum olum-jiuzlamayı kendinde olarak dondurma imkânım içinde gelecekte açığa çıkan ola-lakhiiötlciİJinin anlamıdır. Eğer bize soyutlamanın klasik açmazları hatırlatılacak olütsa, cevabımız, bu açmazların, buradakinın oluşumu ile soyutlama edimini brbinnden ayrı şeylermiş gibi varsaymaktan kaynaklandığı olacaktır. Buradaki licndı soyutlarım içermiyorsa onları sonradan ondan devşirmenin hiçbir imkânı bulunmadığı açıktır. Ama profilin benim geleceğimde açığa çıkması olarak so-^mlama, buradakinin buradaki olarak bizatihi oluşumu içinde gerçekleşir. Ken-di-ıçın psikolojik bir soyutlama işlemini yapabildiği için değil, varlığa bir gelecekle birlikle mevcut olduğu için, yani varlığın-öıesiylc belirdiği için “soyaıtlayı-a'dır. Varlık, kendinde ne somut ne soyuttur, ne şimdi ne gelecektir: ne ise ödur Bununla birlikte soyutlama varlığı zenginleştirmez, soyutlama bir varlık hiçliğinin varlığın ötesinde açığa çıkmasından ibarettir. Ama biz. soyutlamaya yönelik klasik itirazları, örtük bir biçimde varlığın bir hunuhıki olarak düşünülmesinden türeimeksizin formülleştirmeye meydan okuyoruz.
Buradakıkr arasındaki köken.sel munasebeı, ne karşılıklı-eikime [interactı-onl.ne nedensellik, ne de hattâ aynı dünya fonu üzerinde belıriş olabilir. Nitekim kendi-içinin bir buradakine mevcut olduğunu varsaydığımızda, öteki hura-iüilerde aynı zamanda “dünya içinde” varolurlar, ama farklılaştırılmamış olma yaslıyla varolurlar: söz konusu buradakinin girinti ve çıkmtılanyla üzerinde yük seldığı fonu
Bui'adaki-şuradakinin ortaya çıkışı ilk başta ancak bütünlük halindç şebilir. Burada ilk münasebet, dağılabilir bir bütünlüğün birliğidir. dünya fonu üzerinde “buradaki-şuradaki” olmamaya bir bütün olaral^ rir. “Buradaki-şuradaki”, kendisine bütünüyle mevcut olduğum odatndır mut olumsuzlama, somut bütünlük buradaki ve şuradaki halinde dağıhı^ç bolmaz. Tersine, dağılmanın bizatihi koşuludur. Ama bu nıevcudiyeıfo^ıj rinde ve bu mevcudiyet fonu aracılığıyla, varlık da kendi farksızlık dışsjj gösterir: kendisi olduğum olumsuzlamanın farksizlaştmimış bir büiûnl maktan çok, bir çokluk-birlik olmasıyla bana kendini açar. Varlıktaki o! belirişim, daha olacak olduğum olumsuzlamalar olmaktan başkaca bağ mayan, yani iç birliklerini varlıktan değil de benden devşiren bağımsuol lamalar halinde dağılır. Bu masaya, bu iskemlelere mevcutum ve bu oluşla kendimi sentetik olarak çok-işlevli olumsuzlama gibi oluşiunınıı^ bu tümüyle içsel olumsuzlama, varlığın olumsuzlanması olarak hiçlik tarafından sabitlenir; olumsuzlama olarak hiçleşir, bütünlüğü bozulmuş suzlamadır. Kendi olumsuzlama hiçliğim olarak daha olacak olduğum bu olukları arasından, varlığın farksızlığı görünür. Ama ben, bu (arksızlı| olacak olduğum olumsuzlama hiçliği aracılığıyla kökensel olarak ki mevcut oluşumla değil, aynı zamanda şuraclahine de mevcut oluşumla tirmek zorundayım. Masaya mevcut olmamla ve bu mevcudiyet ara —şimdiki halde aynı şekilde daha olacak olmadığım- iskemlenin farksıtlı bir tramplen yokluğu, olmamaya yönelik atılımımdaki bir duraklama,! kopukluğu olarak kafamda gerçekleştiririm. Şuradahi, buradakmlny tüncül bir açığa çıkışın bağrında, buradaki olmamaya karar vermek için kilde yararlanamayacağım şey olarak görünür. Böylece farklılaşma vatı lir ama
(^lıımsuzlamaların birliğinin olumsuzlanması, varlığın farksızlığının açı-huradakinin şııradakiye, şuradakinin buradakıyt göre farksız-|„,y,ayarak, buradakilerin kökensel münasebetinin dışsal olumsuzlama ola-l'!'"' çıkmasıdır. Buradaki, şuradaki değildir. Dağılabilir bir bütünlüğün bır-indeki bu dışsal olumsuzlama "ve” sözcüğüyle ifade edilir. “Buradaki, şura-'j^ı defddır" ifadesi “buradaki ve şuradaki” diye yazılır. Dışsal olumsuzlama,
' jıiule-olnıanın ve salt ideallik olmanın çifte vasfını taşır. Kendı-içıne hiçbir ,kıldc aiı olmaması bakımından kendindedir, hattâ kendi-için, varlığın dışsal-jıl; olarak larksızlığını, kendi kendisini olumsuzlamasının mutlak içselliği boyunca keşfeder (değil mi ki estetik görü içinde, imgesel bir nesneyi yakalanm). 2,ıien varlığın daha olacak olduğu bir olumsuzlama da hiçbir biçimde söz konusu değildir: bu olumsuzlama düşünülen buradakilerden hiçbirine ait değildir; dupedûz ve sadece vardır; ne ise odur. Ama aynı zamanda, hiçbir biçimde bura-(iıiliinin bir vasfı da değildir, onun niteliklerinden biri gibi değildir. Hattâ bura-ıliılerden bütünüyle bağımsızdır, çünkü tam da ne onların birinde ne ötekin-dedir. Çünkü varlığın farksızlığı hiç’tir, bu farksızlığı ne düşünebilir, ne de hat-ı3 algılayabiliriz. Bu farksızlık, düpedüz ve sadece, şuradakinin yok edilmesinin va da değişimlerinin buradakileri hiçbir şeye angaje etmeyeceği anlamına gelir; bu bağlamda farksızlık yalnızca buradakileri ayıran kendinde bir hiçliktir ve bu hiçlik, bilincin, varlığı vasıflandıran özdeşlik bağlantısını kurabilmesinin tek yoludur. Bu ideal ve kendinde hiçlik, niceliktir. Gerçekten de nicelik, salt dışsallık-ıır; birbiriyle toplanmış terimlere hiçbir biçimde bağlı olmadığı gibi bunlann bağımsızlığının olumlanmasından başka bir şey de değildir. Saymak, esasen verili ve dağılabilir bir bütünlük içinde ideal bir ayırımcılık yapmaktır. Toplama işlemiyle elde edilen sayı, sayılan buradakilerden hiçbirine ait olmadığı gibi, kendini bütünlük olarak ortaya çıkararak dağılabilir bütünlüğe de ait değildir. Karşımda konuşan bu üç kişiyi toplarken bunun nedeni onları önce “konuşmakta olan grup" olarak kavramam değildir; ve onları üç olarak sayma olgusu, oluşturduk-lan grubun somut birliğini tastamam el değmemiş bir halde bırakır. “Üçlü grup” olmak, gmbun somut bir özelliği değildir. Ama aynı biçimde grubun üyelerinin özelliği de değildir. Onlardan hiçbiri hakkında üç’tür, ya da hattâ üçüncü’dür demek mümkün değildir — çünkü üçüncülük niteliği, sayan kendi-içinin özgür lüğünün yansımasından ibarettir; onlardan her biri üçüncü olabilir, hiçbi’ üçüncü değildir. Dolayısıyla nicelik münasebeti, dışsallığın kendinde bir ilişkis
bunlar, şeylerin ideal karışımından başka bir şey değildirler, şeyleri^o''^ zenginicştirmeksizin ya da yoksullaşiırmaksızın, tümüyle el değmemişi bırakırlar ve yalnızca kendi-içinin özgürlüğünün varlığın farksızlığı] tirebileceği tarzların sonsüz çeşitliliğini gösterirler.
Kendi-içinin varlıkla kökensel münasebetini, sanki kendı-için Descaıw gifoya kendini açınlayabildigi haliyle basit bir anlık bilinçmiş gib rusunu söylemek gerekirse, buradakilerin vc soyutların ortaya çıkmasumı lu koşulu olarak, kendi-içinin kendinden kurtııluşuyla daha önce de ımşiık. Ama kendi-içinin eksiaiik vasfı henüz yalnızca örtük dunımdâj'i dmlcdigimiz şeyi aydınlığa kavuşturmak için bu biçimde davranmak talmış olsak bile, “varlık, kendini hemen sonra bir gelecek gibi olupnıyi ncelikle mevcudiyet olan bir varlıkta açığa çıkar” gibi bir sonuca variM tkir. Ama kendınde-varhk, kendi kendisinde gelecekteki gibi beliren bir açığa çıkar. Bu demektir ki kendi-içinin varlık karşısında kendinioİ jmsuzlama eksiatik bir gelecek boyutu taşır; ben, ne ise o olmayarak ndi imkânlarımla eksiatik
,l„Kİe'Varlıgı daha olmayacağım. Bu da benim, bülurılu^u ho/ulmuv hiı ,İlliyim lamamlanmamışhğı içinde buradakine mevcut olmaırt (Icınrkiıı lin Çihması açısından, bu irdelemelerden çıkan sonuç ncdif? îiimaıı, olduğum benin ötesinde olan, kendini gelecckn- yakalay.u ak ben, buradaki’ye mevcuium, ve kendisine mevcut oldıığıjm huıuda-kendime doğru ötesine geçtiğim bir şey olarak görünür. Algılaımnv r)lan, pkcascl olarak ötesine geçilmiş olandır, tıpkı kendilik devresinin ıleıkenı gıhı-o devrenin sınırları içinde belirir. Kendimi buradakinın olıjıri'ar/.lanrnası ,|j(r.ık oldurduğum ölçüde bu olumsuzlamadan onun tamamlayıcısı olan bir ,|nı\\su:lamaya doğru kaçarım ve bu ikinci olumsuzlamanın birincisiyle kayrıaş-kendisi olduğum kendindeyi ortaya çıkarmak zorundadır; bu mümkün ohınısuzlama birincisiyle varlık bağlantısı içindedir, herhangi bir olumsuzlama uım da şeye mevcudiyetimin tamamlayıcı olumsuzlanmasıdır. Ama kentli-,,-ııv mevcudiyet olarak, kendi(nin) konumsal olmayan bilinci olarak oluştugun-(iiin, o olmayan şeyi kendisi dışında ve varlık aracılığıyla duyurur; varlığını dışa-‘yansı-yansıtan” kipinde telafi eder; dolayısıyla kendi imkânı olarak oldu-ju tamamlayıcı olumsuzlama, mevcudiyet-olumsuzlamadır, yani kendi-için bu dumsuzlamayı kendi(nin) konuşlandıncı-olmayan bilinci ve varlık-ötesindeki-varlı^m konuşlandıncı bilinci olarak daha olacaktır. Ve varlık-ötesindcki-varlık da, mevcut buradakiye herhangi bir dışsallık münasebetiyle değil, kendi-için ve geleceği arasındaki münasebetle kesin bağlılaşım halinde duran belli bir tamam-lapcılık bağıyla bağlıdır. Her şeyden önce de buradaki, sıradan mevcudiyet vasfıyla değil de bu mevcudiyetteki gelecek olan olumsuzlama olarak, kendini buradaki oldurmayan bir varlığın olumsuzlanması içinde, şimdiki zamanının ötesinde kendisinin imkânı olan bir varlığın olumsuzlanması içinde açığa çıkarır. Vesait mevcudiyete, onun erimdışı anlamı olarak, kendinde olmak için onda eksik bulunan şey olarak musallat olan bu imkân, ilk başla, angajman sıfatıyk mevcut olumsuzlamanın yansıtılması gibidir. Nitekim her olumsuzlama kend kendisinin ötesinde, gelecekte, kendisine gelen ve kendisine doğru kaçılan in kân olarak, angajman doğrultusunu taşımalıdır, aksi takdirde olumsuzlama c manın lum anlamını kaybeder. Kendi-için, olumsuzladıgı şeyi “gelecek boyv ile* olumsuzlar, dışsal bir olumsuzlama söz konusu olsa bile: buradaki, şura kı değildir, bu iskemle bir masa değildir — ya da kendi kendine yönelik bi olumsuzlama söz konusu olsa bile. “Buradaki, şuradaki değildir” demek..replika saat yazdı..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder